806Net
26 Haziran 2003
İSTANBUL FENER RUM
PATRİKHANESİNDEN ...
YUNANİSTAN
BAŞMÜFTÜLÜĞÜNE...!!!
-3-
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine
Aga ile Şerif müracaat ettiler. Mahkeme, aşağı
yukarı, “... vatandaşlar istedikleri kişiyi kendilerine
DİNİ LİDER olarak seçebilirler. Devletin buna
müdahale etmeğe hakkı yoktur. Ancak KAMU GÖREVİ de
yapan dini liderlerin (müftülerin) atanmasında Devletin
karışma hakkı vardır...” şeklinde bir karar aldı.
Aldı ve
Batı Trakya’da çift başlı
MÜFTÜLERİMİZ resmileşti.
Devletin tayin
ettiği müftüler, Halkın seçtiği veya
SEÇECEĞİ müftüler.
Devletin tayin
ettiği müftüler şimdilik (şimdilik diyoruz,
çünkü, çok kısa bir süre içerisinde
Şer-i hakim yetkileri, müftülerden alınacaktır) Resmi işlemleri
yürütecekler. Halkın seçtiği veya seçeceği
müftüler ise MANEVİ LİDERLER olarak manevi işlere
bakacaklardır.
Bu konuya dizimizin
sonunda yine geleceğiz.
Bugünkü
yazımızda İSTANBUL FENER RUM PATRİKHANESİNİ
inceleyeceğiz. Metropolit ve Patrik seçiminin nasıl
yapıldığını öğreneceğiz.
(Not: Patrik ve Patrikhane ile ilgili bilgiler, Yorgo
Benlisoy ile Elçin Macar’ın FENER PATRİKHANESİ,
<Ayraç yayınları-1996> adlı kitabından
alınmıştır. Kitabın yayımlandığı
tarihle bugün arasında
bazı patrik, başpiskopos ve piskoposlarda
değişiklikler olmuştur. )
FENER PATRİKHANESİNİN YÖNETSEL YAPILANMASI
İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi 1600'den beri Fener'de
bulunmaktadır. Bu nedenle kısaca Fener Patrikhanesi olarak
adlandırılır. Türkiye'de Rum Ortodoks cemaati,
İstanbul Başpiskoposluğu'nun, Kadıköy,
Gökçeada ve Bozcaada, Adalar ve Terkos (Tarabya)
metropolitliklerinin bulunduğu yerlerde yaşamaktadır. Diğer
metropolitlikler tarihi birer makamdır. Sen Sinod, makamları
Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde olan 12
metropolitten oluşmaktadır. Fener Patriği'nin resmi unvanı
"İstanbul ve Yeni Roma Başpiskoposu ve Ekümenik Patrik”tir.
Patriklik makamında Vartholomeos bulunmaktadır (1991).
Bugünkü Sen Sinod üyeleri şunlardır:
Hrisostomos - Efes Metropoliti
İoakim - Kadıköy Metropoliti
İeronimos - Maçka Metropoliti
Fotios - Gökçeada ve Bozcaada Metropoliti
Simeon - Adalar Metropoliti
Gavriil - Şebinkarahisar Metropoliti
Evangelos - Perge Metropoliti
Kailini koş - Listra Metropoliti
Konstantinos - Terkos Metropoliti
Athanasios - Aydın Metropoliti
Yermanos - Tranupoli Metropoliti
Meliton - Alaşehir Metropoliti
Sen Sinod üyesi olmayıp, patrikhanede görev yapan
diğer metropolitler şunlardır;
Yermanos - Safranbolu Metropoliti
Theoklitos - Çatalca ve Büyükçekmece Metropoliti
Filippos - Tianon Metropoliti (Şu anda protosingelos'tur.)
Kirillos - Silifke Metropoliti
İakovos - Laodikya Metropoliti
Dimitrios - Sivas Metropoliti
Hrisostomos - Demre Metropoliti
Apostolos - Agathonikia Metropoliti (Şu anda Heybeliada
Ruhban Okulu Müdürü'dür.)
İrineos - Evdokiada Metropoliti
Patrikhanede işler komisyonlarca sürdürülür.
Her komisyonun başında bir metropolit bulunur. Konuya bağlı
olarak laikler de komisyonlarda yer alabilir.
Fener Patriği, hukuki temeli 1862 tarihli Rum Patrikliği
Nizamatı ve 6 Aralık 1923 tarihli valilik tezkeresine dayanan bir
prosedür içerisinde Sen Sinod tarafından seçilir. Sen
Sinod, patrik adayları listesini İstanbul Valiliği'ne sunar. Bu
adaylar, TC vatandaşı olup, makamları TC sınırlan
içinde yer alan metropolitlerdir. Valilik (aslında karar vericiler,
Dışişleri Bakanlığı, Emniyet Genel
Müdürlüğü ve MİT'tir) gerekçe
göstermeden, seçilmesini istemediği adayları listeden
çıkarabilir. Valilik'ten gelen listedeki adaylar, Sen Sinod'da oylanır
ve biri patrik seçilir.
Doğrudan patriğin idaresinde bulunan
İstanbul Başpiskoposluğu onun adına bir sorumlu metropolit
tarafından yönetilir. Bu bölge Galatasaray, Taksim,
Beyoğlu, Şişli, Kurtuluş, Dolapdere, Feriköy,
Hasköy, Beşiktaş, Çırağan, Ortaköy,
Kuruçeşme, Arnavutköy, Bebek, Boyacıköy,
İstinye, Yeniköy, Kumkapı, Koca Mustafa Paşa, Yedikule,
Topkapı, Şehremini, Belgradkapı, Fener, Cibali, Balat,
Edirnekapı, Karagümrük, Ayvansaray ve Eğrikapı'yı
kapsar.
Efes (Efesos) Metropoliti - Hrisostomos
Kadıköy (Halkidona) Metropoliti - İoakim
Kuzey ve Güney Amerika Başpiskoposu - İakovos
Maçka (Rodopoli-Trabzon) Metropoliti - İeronimos
Girit Başpiskoposu - Timotheos
Kisam ve Selini(Girit)
Metropoliti - İrineos
Kos (12 Adalar)Metropoliti - Emilianos
Gökçeada ve Bozcaada (İmvros-Tenedos) Metropoliti - Fotios
Yeni Zelanda Metropoliti - Dionisios
Silivri (Silivria) Metropoliti - Emilianos
İerapitni ve Sitia(Girit) Metropoliti - Filotheos
Adalar (Pringiponisa) Metropoliti- Simeon
Şebinkarahisar (Kolonia) Metropoliti - Gavriil
Pisidya (Nemrik) Metropoliti - Methodios
Perge Metropoliti - Evangelos
Listra Metropoliti - Kallinikos
Avustralya Başpiskoposu - Stilianos
İsviçre Metropoliti - Damaskinos
Büyük Britanya Metropoliti - Grigorios
Fransa Metropoliti - İeremias
Terkos-Tarabya (Derki) Metropoliti - Konstantinos
Safranbolu Metropoliti - Yermanos
Almanya Metropoliti - Augustinos
Aydın (İlliupoli) Metropoliti - Athanasios
Tranupoli Metropoliti - Yermanos
Rodos 812 Adalar) Metropoliti - Apostolos
İsveç Metropoliti - Pavlos
Çorlu (Tirolois) Metropoliti - Pandeleimon
Belçika Metropoliti - Pandeleimon
Gortini ve Arkadya (Girit) Metropoliti - Kirillos
Rethimni ve Avlopotamo (Girit) Metropoliti - Theodoros
Ayvalık (Kidonia) Metropoliti- İrineos
Çatalca ve Büyükçekmece (Metra ve Athira)
Metropoliti - Theoklitos
Kanada'daki Ukrayna Ortodoks Kilisesi - Metropolit Vasilios Fedak
Leros ve Kalimnos (12 Adalar) Metropoliti - Nektarios
Karpat ve Kasos (12 Adalar) Metropoliti Amvrosios
Tianon Metropoliti - Filippos
Avusturya Metropoliti - Mihail
Milet Metropoliti - Apostolos
İtalya Metropoliti - Spiridon
Bergama (Pergamos) Metropoliti - İoannis
Labis ve Sfakion (Girit) Metropoliti - İrineos
Petra (Girit) Metropoliti - Nektarios
Silifke (Selefkia) Metropoliti - Kirillos
Laodikya Metropoliti - İakovos
Alaşehir (Filadelfia) Metropoliti - Meliton
Yeni İrsis Metropoliti - Silas
Sivas (Sevastia) Metropoliti - Dimitrios
Efkarpia Metropoliti - Sergios
Demre (Mira-Kale)Metropoliti - Hrisostomos
Agathonikia Metropoliti - Apostolos
Evdokiada Metropoliti - İrineos
TÜRKİYE'DEKİ
RUHANİ BÖLGELER
Tarihi Adı
Bugünkü Adı
Kesaria Kayseri
Efesos Efes
Iraklia
Ereğli
Kizikos Erdek
Nikomidia İzmit
Nikea
İznik
Halkido Kadıköy
Derki Terkos
Adrianupoli Edirne
Amasia Amasya
Prusa Bursa
Neokesaria Niksar
îkonio Konya
Pisidia Nemrik
Trapezunta Trabzon
Smirni
İzmir
Pringiponisa Adalar(İst)
Angira Ankara
Filadelfia Alaşehir
Selefkia Silifke
Melenikou Demirhisar
Mira
Demre(Kale)
Vizii
Vize
Ahialu Ahyolu
Silivria Silivri
Sozoağathopoli Sizebolu-Edirne
Ganos Ganos
Hora
Şarköy
Imvros
Gökçeada
Tenedos
Bozcaada
Haldias Tokat
Argirupoli
Gümüşhane
Prikonissos
MarmaraAdası
Ellasonos
Alasonya
Kolonia
Şebinkarahisar
Iliupoli
Aydın
Kalliupoli
Gelibolu
Rodopoli
Maçka(Trabzon)
Krini
Çeşme
SarantaEklisies
Kırklareli
Tirolois
Çorlu
Kidonia
Ayvalık
Miriofitu
Mürefte
Metra Çatalca
Athira B.Çekmece
Dardanellia Çanakkale
Anea Söke
Ainos Enez
Theodosiupoli Erzurum
Amida Diyarbakır
Amissos Samsun
Afusia Afşa
***
Burada
dikkat edilmesi gereken husus şudur: Lozan Andlaşmasına
göre, İstanbul Patriği, yalnız İstanbul’da ikamet eden
Orthodoks Hristiyanların başıdır. Buna göre Patrik’in,
YALNIZ İSTANBUL’DA BULUNAN VE CEMAATI OLAN SEMT METROPOLİTLERİ
TARAFINDAN OLUŞTURULMASI GEREKEN SEN SİNOD TARAFINDAN
SEÇİLMESİ GEREKİR. Ancak, kaz’ın ayağı
hiç te öyle değildir.
(Devam edecek)
K E P Ç E N İ N E ’nin...
İ S T İ F A L A R I !!!
İskeçe’nin
Halk müftüsü Mehmet Emin Aga, beni bir kez daha
şaşırttı evlatlarım, hem de çok fena!!!
6 ve 7.
sayfalarımızda okuyacağınız yazı Türkiye’de
İşçi partisinin yayın organı olan AYDINLIK
dergisinin 15 Haziran tarihli sayısında yayımlandı. Vallahi
neden yalan söyleyeyim, ağızım açık
kaldı... AGA ve PERİNÇEK!!!
Biri bilinen Aga,
diğeri bilinen Maocu komünist PERİNÇEK!!!
Benden yorum yok
evlatlarım. Yorumun tümü sizin olsun!!!
Yenice mahalle
ilkokulu 3 kişilik encümen heyetinden ikisi, 2 Haziran tarihinde
Bölge Genel Sekreterine gönderdikleri yazı ile
İSTİFALARINI sundular.
Sebep?
Okul
Müdürü Hasan Hasan ile hiçbir şekilde
anlaşamadıklarını ve adı geçen kişinin
Encümen Heyetinin iş ve kararlarını engelleyip Karar
defterini dahi gaspettiğini duyurmaktadırlar. Hiçbir kanun
okul müdürüne, Encümen Heyetinin işine
karışma YETKİSİNİ vermiyor. Buna rağmen okul
müdürü karışıyor. Ve bu karışmayı,
müfettiş Manavakis de kanunlar çerçevesinde bulup
problemin istifa eden iki encü-mende olduğunu söyleyebilecek
CÜRETİ kendinde buluyor!!!
Bulur tabii, tabii ki
bulur!!!
Burası Batı
Trakya. Burada yapılan herşey yanına kar kalıyor!!!
Mebuslarımız
mı dediniz?
Hadi
güldürmeyin bizleri
Diğer
azınlık kurumları, avukatlar mı dediniz?
Hadi
ağzımı açtırmayın!!!
Yapın okul
müdürü, istediğinizi yapın!!!
Yapın
müfettiş Manavakis efendi, istediğinizi yapın!!!
Sizlere kimse bir
şey demiyecek.
Azalta azalta,
haftada birkaç saate düşürdüğünüz
Türkçe derslerini... seneye kaldırınız!!!
İslam din
derslerini kaldırıp yerlerine Hristiyan ve başka din derslerini
koyunuz.
Hiçbir sorun
olmaz.
Bir kaç sene
sonra da... yalnız Yu-nanca okutmalya başlayın.
Çocuk-larımız daha iyi Yunanca öğren-sinler diye.
Türkçe’yi nasılsa evde “kunuşup süyliyerek
üğreniyiriz”.
Aşağıdaki
yazı Paratiritis gazetesinde yayımlandı.
Μια ενδιαφέρουσα ιστορία
Δύο μέλη τής εφορείας του 3ου μειονοτικού δημοτικού Κομοτηνής
παραιτήθηκαν και απέστειλαν τις παραιτήσεις τους στον Γ.Γ. της Περιφέρειας.
Δημοσιεύω τις επιστολές παραίτησης και μίλησα και με τον κύριο Μαναβάκη,
προϊστάμενο του πρώτου γραφείου μειονοτικής εκπαίδευσης. Έχει σημασία να
σημειώσω ότι οι επιστολές των παραιτηθέντων απευθύνονται στον Γ.Γ. και κοινοποιούνται στον προϊστάμενο. Οι δύο
παραιτηθέντες καταγγέλλουν την
συμπεριφορά του διευθυντή του σχολείου, και ο κύριος Μαναβάκης μάς είπε
ότι ο «διευθυντής του σχολείου λειτούργησε σύννομα. Τα συγκεκριμένα μέλη της
σχολικής εφορείας από την αρχή της λειτουργίας της, δημιουργούσαν προβλήματα
και αταξία». Ο διευθυντής του σχολείου, όπως μας είπε ο κύριος Μαναβάκης,
αντιμετώπιζε πρόβλημα με τη συμπεριφορά των παραιτηθέντων. Δεν σεβόντουσαν τα
θεσμικά όργανα του σχολείου, τον διευθυντή και τον υποδιευθυντή και ήθελαν να
κάνουν πράγματα που υπερέβαιναν τις αρμοδιότητές τους. Όπως η αγορά εποπτικού
υλικού, χωρίς να συνεννοηθούν με κανέναν». Ο κύριος Μαναβάκης μάς δήλωσε επίσης
ότι «οι δύο ήθελαν να γράψουν στο βιβλίο πρακτικών κείμενο, που δεν είχε καμία
σχέση με τα θέματα του σχολείου». Μας είπε δε ότι τελικώς συμφώνησαν να μην
επιμείνουν στη γραφή και υπογραφή του επίμαχου κειμένου, και να γραφεί νέο
πρακτικό. Δυστυχώς», είπε ο προϊστάμενος, «υπαναχώρησαν από τα συμφωνηθέντα και
προχώρησαν στις παραιτήσεις… Και οι παραιτήσεις τους συνεχίζουν την αταξία»,
τόνισε ο κύριος Μαναβάκης.
Δημοσιεύω, λοιπόν, και τις επιστολές παραίτησής τους…
***
Προς τον
κ. Γενικό Γραμμα-τέα της
Περιφέρειας Ανατο-λικής Μακεδονίας και
Θράκης
Κοινοποίηση:
Διεύθυνση Πρωτο-βάθμιας Εκπαίδευσης Ροδόπης 1° Γραφείο
Δήλωση
παραίτησης του μέλους της Σχολικής Εφορείας του Γ' Μειονοτικού
Δημοτικού Σχολείου Κομοτηνής
Εγώ ο Μουσταφά
Ραήφ του Λατήφ διορίσθηκα με την αριθμ. ΑΠΘ 3500/19-12-2002 απόφαση του κ.
Γενικού Γραμματέα της Περιφερείας Ανατολικής Μακεδονίας και Θράκης μέλος της
Σχολικής Εφορείας του Γ΄ Μειονοτικού Δημοτικού Σχολείου Κομοτηνής. Αλλά δεν
μπορώ να συνεχίσω την υπηρεσία που έχω αναλάβει για τους παρακάτω λόγους:
1.
Παρόλο που σύμφωνα με την από 8-3-2003 ομόφωνη απόφαση της Σχολικής Εφορείας,
δημοσιεύσαμε μία επικριτική επιστολή και καταχωρίσαμε το κείμενο της στο βιβλίο
αποφάσεων της Σχολικής Εφορείας, παρεμποδίσθηκε από τον κ. διευθυντή του
σχολείου μας, να τεθούν υπογραφές των μελών της Σχολικής Εφορείας κάτω από την
καταχώρηση αυτή και η σφραγίδα.
2.
Παρεμποδίζεται η αγορά χαρτών και διχτύου πετοσφαίρισης από την Σχολική Εφορεία
του σχολείου μας, παρόλο που υπάρχει ομόφωνη απόφαση της Σχολικής Εφορείας για
το θέμα αυτό.
3. Το
βιβλίο πράξεων της Σχολικής Εφορείας που βρισκόταν στην κατοχή μας, τώρα
κρατείται και δεν μας παραδίδεται από τον κ. διευθυντή του σχολείου μας και δεν
μπορούμε να κάνουμε χρήση του βιβλίου και της σφραγίδας όταν καταστεί ανάγκη.
Επειδή
νομίζω ότι δεν μπορώ να εκπληρώσω τα καθήκοντα μου κάτω από τις αναφερόμενες
συνθήκες, δηλώνω από σήμερα την παραίτηση μου από τα καθήκοντα ως μέλους της
Σχολικής Εφορείας του Γ΄ Μειονοτικού Δημοτικού Σχολείου Κομοτηνής.
Κομοτηνή
2-6-2003
Με
εκτίμηση
(Nine: Aynı istifa dilekçesi ÇAKIR EMİN MEHMET
tarafından da gönderildi)
… και αναμένω από τον Γενικό Γραμματέα της Περιφέρειας λύση. Γιατί τα ζητήματα αυτά δεν είναι μόνο γραφειοκρατικά και νομικά, αλλά πρωτίστως είναι πολιτικά. Και θέλω να πιστεύω ότι όλοι θλίβονται όταν υπάρχει αναταραχή στην εκπαίδευση, είτε στο σύνολό της είτε και σε ένα μικρό μέρος της. Κύριε Παπαδόπουλε, αναμένω με ενδιαφέρον την απόφασή σας.
Σταμάτης Σακελλίων
Υ.Γ. Για να γυρίσει ο ήλιος θέλει δουλειά πολλή. Με λίγα λόγια, έχουμε πολύ δρόμο ακόμη μπροστά μας για ν΄ αρθεί ό,τι μας εμποδίζει να πούμε ότι λύθηκαν τα προβλήματα.
Konu ile ilgili DAMON DAMİANOS’un küçük bir YORUMU :
Η μειονοτική εκπαίδευση και ο χωροφύλαξ
Όλο και πληθαίνουν τον τελευταίο καιρό κρούσματα
αντιδημοκρατικής συμπεριφοράς εις βάρος μελών διάφορων σχολικών εφορειών της μειονότητας.
Μήπως πιστεύουν οι υπουργοί, υφυπουργοί,
περιφερειάρχες και κάθε λογής προϊστάμενοι περί τα εκπαιδευτικά της
μειονότητας, ότι θα αποδώσει η εφαρμοζόμενη πολιτική, όταν αυτή αρχίζει και
επιστρέφει στην εποχή του χωροφύλακα; Πλανώνται πλάνη πεπλανημένη, αν το
πιστεύουν!
Το θέμα είναι το ΠΑΣΟΚ θα πληρώσει, έτσι όπως το
πάνε, εκλογικά τις εθνικές ανησυχίες των χαρτογιακάδων που ασκούν πολιτική
ερήμην, προφανώς, της κυβέρνησης. Δ.Δ.
GÜMÜLCİNE
YENİCE MAHALLE 3 AZINLIK
İLKOKULU OKUL AİLE BİRLİĞİNDEN
BİLDİRİ
17.6.2003
Biz
yenice mahalle İlkokulu Okul Aile Birliği yönetim kurulu olarak
aşağıdaki bildiriyi yayınlayarak gerekli makamları,
toplumumuzu ve velilerimizi bilgilendirmeye karar verdik.
Okulumuz
encümenlerinden Raif Mustafa ve Mehmet Emin Çakır 2 Haziran
2003 tarihinde görevlerinden istifa etmişlerdir. İstifa
dilekçelerinde belirttiklerine göre, encümen defterlerini ve
mühürü özgür kullanma hakları engellenmeye
çalışılmıştır. Dolayısıyla daha
önce encümen heyeti başkanı Hakkı Halim Başı
ve Okul Aile Birliği başkanı Hasan
AliÇavuşHüseyin imzalarıyla velilere gönderilen bir
kınamanın kararını ve okula malzeme alımıyla
ilgili bazı kararları (Harita, Voleybol Filesi)
onaylayamamışlardır. Okul müdürü Hasan Hasan
tarafından kendilerine, sadece önlerine getirilecek
yazılmış hazır kararları onaylayabilecekleri bir ortam
sunulmuştur. Onlarda bu antidemokratik, insanları memuru gibi
gören zihniyeti kabullenmemişler ve görevlerinden istifa etmek
zorunda kalmışlardır. Encümen Heyeti Başkanı
Hakkı Halim başı ise çekindiğini söyleyerek,
ancak okul müdürünün istediği kararları
onaylayacağını belirtmiş ve istifa etmemeyi tercih
etmiştir.
Biz
aşağıda imzaları bulunan Okul Aile Birliği
yönetim kurulu üyeleri, okul müdürünün
sürekli hale gelen bu anlaşılmaz tavrını şikayet
ediyor, yetkili makamlardan nihai çözüm bekliyor, demokratik
bütün haklarımızı kullanma
kararlığımızı bir kez daha hatırlatıyoruz.
Genel
Sekreter Başkan
Yrd. Başkan
Ahmet
Çilingir Fikri
Cüce
HasanAliÇavuşHüseyin
Kasadar Mütevelli Üye Üye
Mehmet Ömer Hüseyin Mustafa Başı Raif Mustafa Mehmet
Emin Çakır
ATATÜRK’ÜN EVİNİ
ZİYARET
EDEN
İLK
TÜRKİYE
BAŞBAKANI
Selanik’teki AB zirvesine katılan
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
Atatürk’ün doğduğu evde düzenlediği basın
toplantısında Yunanistan’a barış mesajları verdi.
“Umuyorum ki bu ev Türkiye ile Yunanistan arasındaki
barışın sembolü olsun” diyen Başbakan,
Kıbrıs sorununun çözülmesi için gerekirse barış
elçisi olmaya hazır olduğunu da vurguladı. Erdoğan
ayrıca, Ege’de askeri uçakların sivil uçakları
taciz etmesini doğru bulmadıklarını, Türk askeri
uçakları silahsız uçtuğu için Yunan
iddialarının kabul edilemeyeceğini; Yunan uçaklarının
da silahsız uçması gerektiğini” ifade etti.
Erdoğan, Türkiye’de zaman zaman
ordunun ‘bırakılan boşlukları’ doldurduğunu; ancak
ülkenin şu an ciddi bir demokratik süreçten
geçtiğini vurguladı. Türkiye Başbakanı
Erdoğan, küreselleşme karşıtı eylemler sebebiyle
başgösteren güvenlik sorununa rağmen Atatürk’ün
doğduğu evi ziyaret etti.
Dışişleri Bakanı Yorgo
Papandreu’nun “Elimizden geleni yaparız; ancak güvenliğinizden
endişeliyim” sözlerine rağmen Selanik’e gelen Erdoğan
burada Yunan basınının yoğun ilgisiyle
karşılaştı. Yunan Hava Kuvvetleri'ne ait bir helikopterle
Porto Karras’tan Selanik’e gelen Erdoğan, Atatürk’ün evini
ziyaret eden ilk Türk başbakan unvanını da aldı.
Erdoğan’ı, Atatürk’ün evine girişinin hemen
ardından arayan Papandreu bir kez daha ‘sorun olup
olmadığını’ sorarak Başbakan’a yakın ilgisi
gösterdi.
Atatürk Evi’nde yoğun ilgi
üzerine basın toplantısı düzenleyen Erdoğan,
Yunan basınının üzerinde durduğu ‘sivil uçak
tacizi’ iddialarını yalanladı. Erdoğan, “Bizim
uçaklarımız silah taşımıyor” dedi.
Sözlerini Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ün
açıklamalarına dayandıran Erdoğan, “Yunan
uçaklarından da silahsız uçmalarını
bekliyoruz” açıklamasını yaptı. Erdoğan ikili
sorunların çözümü için teknik düzeyde
çalışmaların sürdüğünü, bu
konunun AB gündeminde bulunmadığını söyledi.
Erdoğan, Kıbrıs sorununa
ilişkin bir soru üzerine bu konuda AB’den adaletli ve insaflı
davranmasını isteyerek, “Kıbrıs için barış
elçisi olmaya hazırım” mesajı verdi. Erdoğan, Kostas
Simitis’in, “Türkiye’nin AB üyesi olabilmesi için Kıbrıs
sorununun çözülmesi gerekir”
açıklamalarını eksik ve ilkesiz bulduğunu
söyleyerek, Kıbrıs Rum kesiminin AB üyeliği
hakkında “Nasıl oluyor da sorunlu bir ülke AB’ye kabul
edilebiliyor?” sorusunu sordu. Lefkoşa Ledra Palas’ta
görüştüğü iki toplum temsilcilerinin kendisine
artık bu sorunu çözmeleri dileğinde bulunduğunu
söyleyen Erdoğan, “Ben burada sadece Başbakan olarak
konuşmuyorum. Barış elçisi olmaya hazırım.”
dedi. Başbakan, Türkiye’nin KKTC’yi çözüm
yönünde cesaretlendirdiğini de vurguladı.
Başbakan, “İlla bizi AB’ye alsınlar
kavgası içinde değiliz. Alsalar da almasalar da Kopenhag Kriterleri’ni
tamamıyla yerine getireceğiz” diyerek, AB’ye bir medeniyet projesi
olarak baktığını kaydetti. Atatürk Evi’ni
bağışladığı için Yunan yönetimine
teşekkür ederek bu evin barışın sembolü
olması dileğini ifade eden Erdoğan’a, bir Yunan gazeteci, “O zaman
İstanbul’daki Ayasofya da bir diğer sembol olsun.” diye mukabele
etti. Yine bir Yunan gazetecinin burayı ziyaretinin Türk ordusuna bir
mesaj olup olmadığını sorması üzerine ise
Başbakan şu cevabı verdi: “Öncelikle şunu bilmek
gerekir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk,
Türk ordusunun başkomutanıydı ve Cumhuriyet’in
kuruluşu Türkiye’nin modernleşme sürecinin
miladıdır. Çok partili siyasi hayata geçtikten sonra,
ordu demokratik yaşam için elinden gelen çabayı
gösterdi. Ama siyaset boşluk kabul etmez. Eğer siyasette
boşluk yaratırsanız birileri doldurur. Zaman zaman da bu
boşluğu ordu doldurdu. Şu anda Türkiye ciddi bir demokratik
süreç yaşıyor. Herhangi bir sıkıntı yok.”
AB
SELANİK ZİRVESİ'NİN ARDINDAN
Yeni Avrupa’yı şekillendiren
Anayasa taslağının kabul edildiği AB Selanik Zirvesi, bu
özelliği ile tarihi nitelik taşıdı. Ayrıca zirve,
AB’nin bir üye ülkede yaptığı son zirve olarak da
tarihe geçti. 2001’de alınan karar uyrınca, ekonomik
nedenlerden dolayı, bundan sonra AB zirvelerinin tümü Brüksel’de
yapılacak. Selanik Zirvesi’nde yasadışı göçe
ilişkin alınacak önlemler ile Avrupa ortak dış
politika ve güvenliğine ilişkin konular da ele alındı.
Öte yandan, AB Dönem Başkanı Yunanistan Başbakanı
Kostas Simitis, Selanik Zirvesi sonrasında beş Batı Balkan
ülkesinin liderleriyle biraraya geldi. Simitis zirvede bu ülkelere
gerekli kriterleri yerine getirmeleri halinde Birliğe üye
olabilecekleri mesajı verildiğini söyledi. Zirveye katılan
liderlerin hemen hepsi, Selanik’ten memnun ayrıldı. Almanya Başbakanı
Gerhard Schröder de zirveyi “olağanüstü
başarılı” olarak tanımladı.
Halkidiki’de gerçekleşen
buluşma, uzun bir süreden beri ilk kez kavga, görüş
ayrılıkları ve uyumsuzlukların
yaşanmadığı bir zirve görünümüdeydi.
Hatta tam tersi, Selanik’te bulunan 15 AB ülkesinin Devlet ve
Hükümet Başkanları, gürültüsüz
patırtısız, büyük tartışmalara girmeden,
sadece gerekeni yaptılar ve Birlik açısından büyük
bir adım olan Anayasa taslağını kabul ettiler.
Yeni Anayasa, bunu fazlasıyla haketti.
AB tarihinde ilk kez, Birliğin temel konularının yeniden
düzenlenmesine çalışılıyor. AB nedir? Hangi
hedeflere ulaşılmak isteniyor? Birlik yönetimi nasıl
olacak? Avrupa Anayasası’nı hazırlamakla görevli
Konvansiyon, bu ve benzeri soruları 16 ay içinde yanıtlamaya
çalıştı ve sonuçta Selanik zirvesinde sunulan ve
kabul edilen taslak ortaya çıktı. Yeni Anayasa
taslağı, daha önce Roma, Amsterdam, Maastricht ve Nice’de
imzalanan tüm antlaşmaları aynı çatı altında
toplayarak, bir bakıma onların yerini aldı.
Bu devasa
çalışma, AB Devlet ve Hükümet Başkanları
tarafından da takdir ve kabul gördü. Liderler, işin bundan
sonraki aşamasını birtakım hukukuçu ve uzmanlara
bırakmak yerine, bizzat kendileri ilgilenecekler. Tabii ki Avrupa
Birliği’nde yeni bir dönemden söz etmek için henüz
erken. Kabul edilen metnin sadece bir tasarıdan ibaret olduğu
unutulmamalı. Federal bir Avrupa Cumhuriyeti kurulmasından yana olan
bazı üyeler, yeni taslaktan tam anlamıyla hoşnut
değiller. Bazı üye ülkelerin ise genişleme
sürecindeki uyum sorunlarına ilişkin çekinceleri, az da
olsa devam ediyor.
Tüm bunlar da gösteriyor ki, Anayasa
taslağına son şeklin verileceği
Hükümetlerarası Konferans’ta daha pek çok
ayrıntının görüşülmesi gerekecek. Zirveyi
“olağanüstü başarılı” olarak tanımlayan
Federal Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, kabul edilen
taslağın yeni Avrupa Anayasası’na temel alınması
konusunda, büyük itiraz ve tartışmaların
yaşanmadığını söylüyor. Görünen o
ki, Birlik ülkeleri nihayet “Ortak Avrupa” düşüncesine
yeniden ivme kazandırdılar.
AB
SELANİK ZİRVESİ SONUÇ BİLDİRİSİ
AB liderlerini biraraya getiren Selanik zirvesi
sonuç bildirisinde Türkiye,
Bulgaristan ve Romanya ile birlikte gözlemci sıfatıyla 1
ekim 2003’te çalışmalarına başlaması
beklenen Hükümetler
Arası Konferansa davet ediliyor.
AB Konseyi
Türk hükümetinin reform süre-cini devam ettirme ve özellikle geriye kalan yasal
çalışmaları 2003 sonuna kadar tamam-lama
kararlılığını kutlar. AB’ye üyelik
müzakerelerinin başlaması amacıyla Kopenhag siyasi
kriterlerini yerine getirme
çabalarını destekler.İlerlemeler dikkate
alındığında bu amaca ulaşmak için yeni
çabalarda bulunması gerekmektedir. Türkiye’nin bu hedefe
ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla, AB Bakanlar Konseyi yenilenmiş bir
Katılım Ortaklığı Belgesi KOB’u onaylayarak Türkiye için önemli derecede
arttırılmış bir üyelik öncesi mali yardım
tarafından desteklenen öncelikli hedeflerini
saptamıştır. Helsinki kararlarına uygun olarak
Türkiye’nin bu önceliklere uyumu AB üyeliği yolunda
ilerlemesini sağlayacaktır.
KOB özellikle AB Konseyinin aralık 2004’te alacağı
karar dikkate alındığında, AB-Türkiye
ilişkilerinin temel direğidir.
Kıbrıs sorununun çözümü için bu ülkenin AB üyeliği iki toplum arasındaki çözümün koşullarını oluşturmaktadır. AB BM Genel Sekreterinin çabalarını, güvenlik konseyinin kararlarına uygun olarak ve özellikle 1475-2003 sayılı kararını dikkate alarak desteklemektedir. Yakın zamanda Türk ve Rum Kıbrıslılar arasındaki temas ve iletişimi engelleyen kısıtlamaların yumuşaması olumludur ve iki toplumun birleşmiş ve AB üyesi bir adada beraber yaşayabileceklerinin kanıtıdır. Bununla birlikte AB bunun sorunun genel çözümü için yeterli olmadığı görüşündedir. Bu nedenle AB Konseyi özellikle Türkiye ve Kıbrıs Türk yetkililer başta olmak üzere tüm tarafları BM Genel Sekreterinin önerileri temelinde müzakerelere tekrardan başlamaya davet etmektedir. AB, BM Güvenlik Konseyinin ilgili kararlarına uygun olarak, Kıbrıs sorununa adil sürekli ve işlevsel bir çözüm bulmak için çalışmaya devam edecektir.Bu yönde AB Konseyi AB Komisyonu tarafından Kıbrıs’ın Kuzey tarafının ekonomik kalkınmasını destekleyen girişimini ve Kopenhag zirvesinin sonuçlarının uygulanmasını kutlamaktadır.
Mustafa’nın SPOR-SPOR-SPOR köşesi
“BENİM AÇIMDAN”
Mustafa Çolak
Sevgili okuyucularım
hepinize merhaba. Ben Mustafa Çolak. Bundan böyle her hafta
TRAKYA’NIN SESİ gazetesinde yazacağım. Spor hakkında en
taze en geniş bilgileri bizden alacaksınız.
Bu hafta ilk olarak 2. amatör lig temsilcisi
ASTERİ KOMOTİNİS takımını yorumlacağım.
Kurulduğu günden bu yana (1996-2003) sayısız
başarılara imza atarak azınlık
takımlarımızın gururu olan ASTERİ KOMOTİNİS
bugün, belki de ömrünün son günlerini
yaşıyor. 1997 yılında 3. amatör kümede
şampiyon olan Asteri 1998 yılında da 2. kümenin 2.si olarak
1. kümede oynamaya hak kazandı. Başkan Recep-Kuvalaki
yönetimiyle 2 yıl ve Erhan Sait’in yönetimiyle 1 yıl 1.
amatör kümede başarıyla mücadele ettikten sonra,
geçen yıl (2002-2003) 3 maç sahaya
çıkamayıp hükmen mağlup
sayıldığı için EPS (Futbol Dernekleri Birliği)
tarafından 2. kümeye düşürüldü.
Önümüzdeki sezon 2. Amatör Ligde
yarışacak olan ASTERİ KOMOTİNİS takımında
bazı yöneticilerin istifalarını sunacağı
belirtiliyor. İlk istifayı veren kişi, 6 yıldır
başarıyla hizmet sunan genel sekreter İsmail İbrahim’in olacağı sızan haberler
arasında.
Öte yandan İbrahim Latif, İsmail Kuru,
Nedim Perende, Ahmet Ahmet, Ahmet Kaliancı, Mümün Ramadan,
Rıdvan İsmail gibi oyuncaların takımdan
ayrılacağı söyleniyor. Bu oyunculardan İsmail Kuru’nun
Olimpiakos Kalfa, Rıdvan İsmail’in ise Panthrakikos Komotinis ile
anlaştığını arz ederim.
Şimdi soruyu size yöneltiyorum?
En başarılı yöneticisini ve 7 as
futbolcusunu kaybetmiş bir takımı kim kalkındırabilir?
Yönetim başarısız, taraftar takımla ilgilenmiyor ve en
önemlisi de yönetimi ve takımı
aşağılayıp eleştirenler ise... ceplerinden bir lepta bile maddi yardımda bulunmaya
niyetli görünmüyor.
Bu gidişle ASTERİ
KOMOTİNİS takımının geleceği hiç te iyi
görünmüyor. Umarım ki ASTERİ KOMOTİNİS
takımını üstlenecek zeki, varlıklı,
dürüst ve genç bir işadamı çıkar. Yoksa
ASTERİ’ye veda edeceğiz gibime geliyor.
bu sezon ASTERİ’ye veda
etmeye hazırlananlar: (Y. İzzet), İ. Kuru, N. Perende, (F.
Perende), A. Ahmet, R. İsmail, M. Ramadan, A. Kaliancı, İ.
Latif.
MEBUSUMUZUN UMUDU HALA BİTMEMİŞ!!!
Pasok Mebusu Galip efendi, genelde çok iyimser
biridir. Ancak meclise sunduğu son sorusuyla... iyimserliğe veda
edeceğe benziyor.
Yeri gelmişken,
mebusa bir soru da biz soralım: Mebus efendi. Bundan bir kaç
yıl önce, Vaso Papandreu’nun içişleri bakanı
olduğu dönemde, Haymatlos durumunda bulunan
soydaşlarımızın vatandaşlık
sorunlarının çözümü için, YABANCILARA
UYGULANAN YUNAN VATANDAŞLIĞINI ALMAK Statüsü
çerçevesinde Haymatlos durumunda olanları
DİLEKÇE YAPMAĞA çağırmış ve
TEŞVİK etmiştiniz. Bu mesele bitmiştir diye... hava da
atıyordunuz.
Bu yolun bir tuzak olduğunu sizlere hem sözlü hem
yazılı olarak defalarca hatırlattık. Bayağı da
kavga yaptık.
Fakat siz, “doğru bildiğiniz” PASOK yolundan
şaşmadınız.
Aşağıda yayımladığımız
sorunuzla... bizim doğru, sizin ise YANLIŞ olduğunuz ortaya
çıkıyor.
Gerçekten merak ediyoruz: Haymatloslar meselesinde PASOK’un
düzenbazlığını,
ikiyüzlülüğünü,
üçkağıtçılığını ne zaman
KINAYACAKSINIZ?
Haymatlosları bir araya getirip, tüm insan hakları
kuruluşlarına da haber vererek ve onların huzurunda bir
basın toplantısı ne zaman düzenleyeceksiniz?
500 civarındaki haymatlosu toplayıp onlarla birlikte
BRÜKSEL’e gidip Avrupa Parlamentosunda konuyu izah eden bir basın
toplantısı ne zaman yapacaksınız?
Bekliyoruz.
ΒΟΥΛΗ ΤΩΝ ΕΛΛΗΝΩΝ
ΓΚΑΛΗΠ Σ. ΓΚΑΛΗΠ
Βουλευτής Ροδόπης - ΠΑΣΟΚ
ΕΡΩΤΗΣΗ
ΠΡΟΣ ΤΟΝ ΥΠΟΥΡΓΟ : Εσωτερικών, Δημόσιας Διοίκησης και Αποκέντρωσης
Με
αφορμή την άρνηση της υπηρεσίας σας για τη χορήγηση της ελληνικής ιθαγένειας
στην ΜΟΥΜΙΝ ΟΓΛΟΥ Χατιτζέ, ύστερα από την τελευταία αίτηση της, την οποία
υπέβαλε στις 24 Οκτωβρίου 2002, μιάς γυναίκας η οποία είναι πλέον 74 ετών και η
οποία παλεύει εδώ και 13 χρόνια για την επαναπόκτησή της, χωρίς κανένα δυστυχώς
αποτέλεσμα, επανέρχομαι για πολλοστή φορά στο θέμα αυτό, με την ελπίδα, ότι θα
είναι η τελευταία και θα δώσετε πλέον οριστική λύση.
Τα προβλήματα που αντιμετωπίζουν οι συμπολίτες μου
μετά την απώλεια της ελληνικής ιθαγένειας, είναι πολλά και έχουν αναφερθεί κατά
καιρούς.
Ενδεικτικά σας αναφέρω:
- Την μη έκδοση πιστοποιητικών γέννησης από τους
δήμους και Κοινότητες.
- Την μη δυνατότητας απόκτησης άλλης ιθαγένειας (π.χ της Γερμανικής) επειδή οι ενδιαφερόμενοι δεν δύνανται
να προσκομίσουν τα απαραίτητα προς τούτο δικαιολογητικά.
- Την
αθλιότητα κάτω από την οποία ζουν αρκετά από τα άτομα αυτά, καθόσον είναι
μεγάλης ηλικίας και στερούνται βασικών αναγκών, όπως έλλειψη ιατροφαρμακευτικής περίθαλψης, κοινωνικής μέριμνας κ.λ.π.,
τρία από τα βασικότερα προβλήματα, με σημαντικότερο το τελευταίο.
Ειδικά για την παραπάνω περίπτωση, πρέπει να
επισημάνω, ότι η γυναίκα αυτή σ' όλη της τη ζωή ασχολείται με την γεωργία (από
το έτος 1949), έχει πληρώσει εισφορές
στον ΟΓΑ και
δεν έχει βιβλιάριο ασθενείας, αλλά και δεν μπορεί να
πάρει σύνταξη. Λαμβανομένου υπόψη,
- ότι το
άρθρο 19 του κώδικα περί ιθαγένειας, βάσει του οποίου οι άνθρωποι αυτοί έχουν
απολέσει την ελληνική ιθαγένεια έχει ήδη προ πολλού καταργηθεί,
- ότι ο νόμος
2910/01 έχει επιδεινώσει το πρόβλημα, παρά το έχει λύσει (ζητείται κάρτα ανιθαγενούς,
χωρίς αυτή να χορηγείται από την αστυνομία),
- ότι πρέπει
να απλουστευθούν οι διαδικασίες,
- ότι σε
30.000 πρόσφυγες από την πρώην Σοβιετική Ένωση, οι οποίοι κατοικούν στους
νομούς της Ανατ. Μακεδονίας και Θράκης, έχει χορηγηθεί, με απλές διαδικασίες, η
ελληνική ιθαγένεια,
- ότι πρέπει
να γίνεται λόγος για επανάκτηση της ελληνικής ιθαγένειας και όχι πολιτογράφηση,
- ότι πρέπει
να υπάρξει πολιτική βούληση και
τέλος τις υποσχέσεις που κατά καιρούς έχουν δοθεί από
τους εκάστοτε Υπουργούς,
ΕΡΩΤΑΤΑΙ Ο κ. ΥΠΟΥΡΓΟΣ
Τι μέτρα προτίθεται να λάβει, ώστε να λυθεί οριστικά
και αμετάκλητα το σοβαρό αυτό πρόβλημα των ανιθαγενών, άλλωστε είναι τόσο
λίγοι, για να μπορέσουν, έστω τα τελευταία χρόνια της ζωής τους , να ενταχθούν
και πάλι στο κοινωνικό σύνολο και να πάψουν να ζουν στο περιθώριο και μάλιστα
κάτω από άθλιες συνθήκες;
Ο ΕΡΩΤΩΝ
ΒΟΥΛΕΥΤΗΣ
Αθήνα, 11/6/2003
ΓΚΑΛΗΠ Σ. Γκαλήπ
İskeçe Müftüsü Mehmet Emin
Aga, 9 Haziran'da işçi Partisi Genel Başkam Doğu
Perinçek'i İstanbul'da parti merkezinde ziyaret etti.
Aga, Perinçek'e "Türk
Dünyasına Verdiği Hizmetlerden Dolayı" bir plaket
verdi. Aga, yaklaşık iki saat süren görüşmede,
150 bin Türk'ün yaşadığı Batı
Trakya'nın sorunlarıyla ilgili bilgi verdi. Perinçek de son
gelişmelerle, özellikle AKP ve CHP'nin Meclis'ten
geçirdiği ikiz sözleşmelerle ilgili
değerlendirmesini aktardı. Perinçek, "Türkiye'nin
birliği, bütünlüğü Amerika'nın ayakları
altına alınıyor" dedi.
Aga'nın ziyaretinde Amerika'nın Irak
saldırısından, AKP Hükümeti'nin politikalarına
kadar birçok konu gündeme geldi.
Aga, Perinçek'i dostça kucaklayarak,
"Sizi Batı Trakya'da televizyondan izliyoruz. Sizi kutluyoruz.
Türkiye'ye çok büyük hizmet veriyorsunuz" dedi.
Aga, görüşmeye gelmeden'Önce
Ankara'da katıldığı bir konferanstaki İzlenimlerini
aktardı. "Üzülerek söylüyorum,
duyarlılık kalmamış! Nasıl bu kadar Batı'ya
entegre olmuşlar; 'Amerika, Avrupa' diyorlar, başka bir şey
demiyorlar. Maalesef Amerika'dan, Avrupa'dan korkuyorlar. Şimdi istiyoruz
ki Türkiye'de Kuvayi Milliye yeniden kurulsun."
Doğu Perinçek, Aga'nın bu
sözlerine "O da oluyor. Bu millet büyük millettir. Kuvayi
Milliye'yi de çıkartır"
karşılığını verdi.
Aga, "Biz Yunanistan'da yaşıyoruz.
Oradan anavatanın ne kadar güçlü olduğunu
görebiliyoruz. Fakat buradaki insanların görmemesi,
anlamaması bize tuhaf geliyor" dedi. Perinçek'in,
"Toplumlarda bazen böyle bozulmalar oluyor. Bugün
Türkiye'de

Aga, Perinçek’e bir plaket verdi. Aga,
yaklaşık iki saat süren görüşmede Batı
Trakya Türkleri’nin sorunlarını anlattı.Perinçek,
Aga’ya, “Batı Trakya’daki kardeşlerimiz için Lozan
Andlaşması’nın uygulanması en doğal
haklarıdır” dedi.
çürüme var, millî duygularda
büyük bir erozyon var. Ama yaşanan olaylar herkesin
aklını başına getirecek" sözlerine de katıldığını
ifade etti.
Aga, "Milleti hiçbir dönem bu kadar
ümitsiz görmediğini" belirte
rek sözlerine şöyle devam etti:
"Ankara'daki temaslarımda bir profesör bir saat konuştu.
Ama, Amerika'ya, Avrupa'ya ağzını açmadı! Hem
diyoruz Türküz, hem diyoruz 'Amerika'dan, Avrupa'dan korkuyoruz'. Bu
nasıl iş? Sizin bu husustaki
açıklamalarınızı paylaşıyorum. Çok
iyi bir iş yapıyorsunuz. Millete şuur lazım. Şuursuz
hiçbir iş yürümez. Maalesef şimdi bu şuuru
Ankara'da göremiyorum. Ankara'da bir Ödül töreninde
konuştum. Konuşmam bitince kadınlar başıma
toplandı. 'Türkiye elden gidiyor, birinci cumhuriyet gidiyor'
dediler. Çok ümitsizler. Hiç kimse, 'Gücümüz,
kuvvetimiz var' demiyor. Biz 60 senedir Batı Trakya'da çok zor
şartlar altında yaşadık. Yunanlı yöneticiler
yıllarca 'Siz Türk değilsiniz, Müslüman da
değilsiniz' diye bizi eritmek, yok etmek için
çalıştı. Ama hiç ümitsiz olmadık."
Aga, Amerika'nın Irak'a
saldırdığı sırada, Perinçek'in
açıklamalarını yakından izlediğini belirtti. "Amerika'nın
yenileceği ve Ortadoğu'dan gideceğini söylediğiniz
zaman rüyama bile girdiniz" dedi. Aga, Washington yönetiminin
"dinlerarası diyalog" faaliyetine dikkat çekerek, şöyle
konuştu: "Bush, diyalog faaliyetinin sonuç vermediğini
hesap etti ki, şimdi İsa Aleyhisselam'a sığındı.
Şimdi Hıristiyanlar ve Yahudiler'in aynı inançtan
geldiklerini savunuyorlar. Bütün dinleri Hz. İbrahim'de
birleştireceklerdi. Tutmayınca, yalnız Hıristiyanlıkla
Yahudiliği birleştirmeye çalışıyorlar.
İşi öyle bir noktaya vardırdılar ki, 'Kurban edilmek
istenenin İsmail değil, İsa Aleyhisselam olduğunu bile
savunuyorlar."
Doğu Perinçek de, ABD destekli
"diyalog" faaliyetinin, "Tevrat ittifakı"
olduğunu vurguladı ve bu planın tutmayacağını
belirtti.
Mehmet Emin Aga, Aydınlık'ın sorusu üzerine AKP hükümetiyle ilgili değerlendirme-

Batı
Trakya İskeçe Müftüsü Mehmet Aga, Perinçek’i
dostça kucaklayarak, “Sizi kutluyoruz” dedi
sini şöyle aktardı: "Biz
üzülüyoruz. AKP iktidar oldu-ğunda başta iyi
değerlendirmelerde bulunanlar oldu ama, sonradan çıkan
manzaradan hiç hoşnut deği-liz. Kıbrıs
politikası, Amerika poli-tikası, Yunanistan politikası...
ra-hatsızız. Bazılarımız, yapılan
yanlış-ları yeni idarenin tecrübesizliğine veriyorlar.
Ama tecrübesizlik değil. Allah selamet versin ama bu
hükü-met ne kadar yaşar bilemiyorum, zor." Aga,
"Affedersiniz ama Türk milletinin kendi kendini idare ettiğine
kanaatim yok. Başkaları idare ediyor, maalesef böyle" dedi.
BATI TRAKYA TÜTÜNÜNE KOTA
Mehmet Emin Aga, İşçi Partisi Genel
Başkanı Doğu Perinçek'e, Yunanistan'ın Batı
Trakya'da tarımcılığı sistemli biçimde
çökerttiğini anlattı. IMF'nin Türk tarımına
koyduğu kota, Yunanistan'da da Batı Trakya'da aynen uygulanıyor.
"Bizde tütüncülük çok
meşhur. Ancak ona da kota koyuyorlar. Diyor ki, '250 kilo tütün
üreteceksin.' 250
kilo tütünü satarak kim
geçinebilir? Yunan hükümetinin bu uygulaması
yüzünden örneğin sadece Şahinler'deki tarlaların
üçte ikisi boş, ekini yapılmadı.
Bizim oralarda çok güzel kiraz
yeti-şirdi, Avrupa'ya satılırdı. Çerno-bil'in
yaşandığı yıl, ürünün
kaldırıl-masına izin vermediler, kirazlar
çürüdü. Zararı da
karşılamadılar."
"BATI TRAKYA TÜRKLERİ YUNANİSTAN'A NE ZARAR VERDİ?"
Mehmet Emin Aga, Batı Trakya Türkleri'nin
Yunanistan'a zorluk çıkarmaya- çalışmadığını
da önemle vurguladı. Aga, Perinçek'e, bu konuda bir
hatırasını anlattı: "Geçen yıllarda iki
yabancı gazeteci geldi. Gelmeden önce, Yunan yöneticiler ve
askeri yetkililerle görüşmüşler. Yöneticiler,
gazetecilere 'Türkiye'nin ajanı olduğumuzu, parayla satın
alındığımızı, Yunanistan'a zorluk
çıkarmak için
uğraştığımızı' söylemişler.
Yabancı gazetecilere dedim ki, 1912'den beri buradayız. Bugüne
kadar Yunanistan çok zor günler geçirdi. Bulgarlar geldi,
içsavaş oldu. Batı Trakya Türkleri Yunanistan'a ne zaman
zarar verdi?"
Mehmet Emin Aga ile Doğu Perinçek'in
görüşmesinde Amerika ve
Batı'da çizilen Türkiye
senaryoları da konuşuldu. Aga, bu senaryolar
karşısında Kuzey Kıbrıs'ın önemine dikkat
çekti. "1974'te Mehmetçik Barış Harekâtı
yaptıktan sonra Yunanlı bir profesör Avrupa'ya rapor yazdı.
'Eğer Kıbrıs lokması Mehmetçiğin
boğazında kalmazsa bütün Balkanlar Türk tehdidi
altındadır' diyordu. Eğer Kuzey Kıbrıs olmasa,
Mehmetçik orada olmasa, Türkiye'nin
parçalanmasının önü açılır"
dedi. Aga, yıllardır ısıtılan "Karadeniz'de
Pontus, Güneydoğu'da Kürt devleti, Kuzeydoğu'da Ermeni
devleti" gibi planlara da dikkat çekti.
Doğu Perinçek, "Böyle
planların sonu hüsran olur. Yunanistan, Türkiye'yle dost olursa
mutlu olabilir. Türk düşmanlığıyla
Yunanistan'ın varabileceği hiçbir yer yok" dedi. Aga da,
Perinçek'e katıldığını belirterek, bu
görüşleri Yunan yetkililere söylediğini belirtti.
İskeçe Müftüsü Mehmet Emin
Aga, Batı Trakya Türkleri'nin tarih boyunca
uğradıkları haksızlıklardan örnekler verdi.
Yıkılan camiler, dağıtılan Türk dernekleri,
asimilasyon politikaları.
1958'e kadar okullarda Türkçe ve Yunanca
eğitim varmış. Ancak 1958'den sonra Yunanistan'ın
politikası tamamen değişmiş. Aga, "Türk
kültürünün öğrenilmemesi için Yunan
hükümeti her yolu deni
yor. 30 yıldır bu yüzden mahkemelerde
sürünüyoruz" dedi.
Aga, Batı Trakya'da Lozan
Anlaşması'nın uygulanmasını istedi. Türkiye'de
azınlık vakıflarına haklar verildiğini ancak Batı
Trakya'da Türkler'e hiçbir hak tanınmadığına
dikkat çekti. Aga, "Millî ve dini konularda Lozan'daki
hakların hiçbiri verilmedi. Bırakın hakları Atina
yönetimi hâlâ benim müftülüğümün
geçerli olup olmayacağını tartışıyor"
dedi.
"EHL-İ
KÜFRÜN BÜTÜN SIKINTISI TÜRKİYE'YLE"
Mehmet Emin Aga, görüşmenin sonunda
Doğu Perinçek'e, "Ben kendi dilimle söyleyeyim, ehl-i
küfrün bütün sıkıntısı Türklerle
ve Türkiye'yle. 'Eğer Türkiye'yi parçalayamazsak,
başımıza sıkıntı olacak.' Bütün
düşünceleri bu. İnşallah Kuvayi Milliye'yi
canlandıracağız" dedi.
İşçi Partisi Genel Başkanı
Doğu Perinçek de, Mehmet Emin Aga'nın verdiği
mücadelenin önemine değinerek, Batı Trakya'daki
gelişmeleri yakından izlediklerini belirtti. Perinçek,
"Batı Trakya'daki kardeşlerimiz için Lozan
Anlaşması'nın uygulanması en doğal
haklarıdır" dedi. Perinçek, Aga'ya Kuvayi Milliye'nin
iktidara geleceği sözünü verdi, "Biz Türkiye'de
millî bir hükümeti en sonunda kuracağız. O
Amerikancı takımı gidecek, göreceksiniz" dedi.
6-7 Haziran 2003 tarihinde Edirne
de Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneğince düzenlenen
"Avrupa Birliği Sürecinde Balkan Ülkeleri Türk ve
Akraba Toplulukları Parlamenterleri Toplantısı"
SONUÇ BİLDİRİSİ
Toplantıya katılan
parlamenterler; bölgesel sorunların çözümü
yolunda kan, gözyaşı, zulüm, işkence,
sürgün, göç yerine çözüm
arayışlarının savaşlarda kullanılan silah
gücü ve çeşitleri ile değil, diplomasinin
hoşgörüye, karşılıklı anlayışa ve
uzlaşmaya dayanan yaklaşımlarıyla olması
gerektiğine inanmaktadırlar.
-Balkanlarda istikrar ve refahı
sağlamak, daha iyi yaşam koşullan, insan haklan,
çoğulcu demokrasi, hukukun üstünlüğü
ilkelerini korumak ve güçlendirmek,
ırkçılığı ve yabancı
düşmanlığı, çevre kirliliği gibi
sorunların ortadan kaldırılması için tüm Balkan
Ülkeleri demokratik örgütleri ve özellikle
parlamentoları ciddi çaba sarf etmelidirler.
-Bulundukları ülke
parlamentolarında Balkan Ülkeleri arasında siyasi, ekonomik,
kültürel ve sosyal işbirliği düşüncesini
sık sık dile getirmelidirler.
-Belirlenen amaçlar
doğrultusunda bilim adamlarının yer alacağı
çalışma grupları oluşturmalıdırlar.
-Okul kitaplarındaki
düşmanlık hissi veren ifadelerin kaldırılmasına
çalışmalıdırlar.
-Ülke Üniversiteleri
arasında karşılıklı öğrenci ve
öğretim elemanı değişimine yönelik bilimsel ve
kültürel çalışmaları teşvik edici
protokollerin imzalanmasına önem vermelidirler
-Çeviriler yoluyla
karşılıklı hoşgörüyü
arttırıcı, her ülkenin tarihi, kültürel,
ekonomik, sosyal hayatına ilişkin yayınlar
yapılmasını teşvik etmelidirler.
-Karşılıklı
ekonomik işbirliğini geliştirmeye yönelik
yatırımları arttırıcı ikili antlaşmalar
biran önce yapılmalı ve gümrük mevzuatlarında
kolaylaştırıcı uygulamaları gündemlerine
almalıdırlar.
-Yerel ve ulusal basın ve
televizyonlarda bahsedilen amaçlar doğrultusunda yayınlar
yapılmasına önem vermelidirler.
-Balkan Ülkeleri parlamento
grupları arasında her anlamda işbirliğini
arttırıcı karşılıklı ziyaretlerin
sürekliliğinin sağlanması yollarını
aramalıdırlar.
Galip GALİP Yunanistan
Milletvekili
Naim NAİM Bulgaristan Milletvekili
Zeldjo HURİÇ
Sırbistan-Sancak Milletvekili
Gayur SARAÇ Makedonya
Milletvekili
Ahmet HÜSEYİN Bulgaristan
Milletvekili
Ramadan ATALAY Bulgaristan Milletvekili
Nejat SALI Romanya Milletvekili
Rifat RİSTODER
Sırbistan-Karadağ Milletvekili
Kenan HASİPİ Makedonya
Milletvekili
Gani SADIK Kosova Milletvekili
Nejat GENCAN T.C. Edirne Milletvekili
BATI TRAKYA TÜRK
AZINLIĞI DANIŞMA KURULU
Gümülcine-14
Haziran 2003
Batı Trakya
Türk Azınlığı Danışma Kurulu 13 Haziran 2003
tarihinde toplanmış, Gümülcine Yenice Mahalle Türk
ilkokulunda, demokratik bir hak olan seçimle işbaşına
gelmiş okul encümen heyetinin
karşılaştığı sorunları ve iki encümenin
istifasına neden olan olayları incelemiştir.
Danışma Kurulu, encümen heyetinin
kanunla belirlenmiş olan görev ve yetkilerini özgür bir
şekilde yerine getirmesini engelleyen okul müdürünün
tutumuna bir anlam verememiştir. Yıllardır encümen
seçimlerinin gerçekleşmesini bekleyen Batı Trakya
Türkleri, geçen yıl yapılmış olan seçimleri
azınlık eğitiminin geleceği için umut veren bir
adım olarak değerlendirmişti. Ancak encümen heyetlerinin
görevlerini yapmalarının engellenmesi Batı Trakya Türk
toplumunda derin hayal kırıklığı ve tepkiye yol
açmıştır.
Batı Trakya Türk
Azınlığı Danışma Kurulu, Yenice Mahalle Türk
ilkokulunda meydana gelen bu hukuk dışı işlemi
şiddetle kınar, yetkili makamları iki encümenin
istifasına sebep olan idareci hakkında derhal soruşturma
açmaya davet eder. Anayasa'nın 28. maddesi ve Lozan
antlaşmasının ilgili hükümleri
ışığında azınlık encümenlerinin
görev ve yetkilerini kısıtlayıcı hukuki ve idari
düzenlemelerin kabul edilmezliğini vurgulayarak bu konunun önem
ve hassasiyetini, Milli Eğitim ve Din İşleri ile
Dışişleri bakanlarının dikkatine getirir.
Danışma Kurulu, hükümetin bölgedeki yüksek
temsilcisi sıfatıyle encümen seçimlerini yapan Bölge
Genel Sekreteri'nin duruma süratle el koyarak bu tür olayların
bir daha tekrarlanmaması için gerekli tedbirleri almasını
beklemektedir.
BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞI
DANIŞMA KURULU
Gümülcine-14 Haziran 2003
Batı Trakya Türk
Azınlığı Danışma Kurulu 13 Haziran 2003 Cuma
günü toplanarak, İsmail Dikili isimli azınlık
mensubu-nun Türkçe konuştuğu için güvenlik
kuvvetlerince kötü mua-meleye maruz bırakılmasını
ve tehdit edilmesini görüşmüştür.
Batı Trakya
Müslüman Türk Azınlığının ana dili
Tükçe'dir. Günlük hayatta, okullarda, mahkemelerde ve
anlaşmaların öngördüğü diğer kamu
alanlarında azınlık mensuplarının ana dilleri olan
Türkçe'nin kullanılması engellenemez. Bu husus
uluslararası hukukun teminatı altındadır. Kanunları
ihlal edenler buna karşı çıkanlardır.
Danışma Kurulu, İsmail
Dikili ile görüşerek, hadisenin cereyan şeklini tahkik
etmiştir. Danışma Kurulu, olayın faili olan kamu
görevlilerinin ilgili makamlarca tespit edildikleri ve mağdurdan
özür diledikleri ve konu ile ilgili olarak tahkikat
açılacağı yolundaki bilgileri not etmiş, konuyu
gelişmeleriyle birlikte izlemeye devam kararı
almıştır.
Gerek fertler, gerekse
münhasır kuruluşlar düzeyinde olsun bu tür
olayların 21. yüzyılda hala vuku bulabilmesi utanç
vericidir. Son aylarda farklı bölgelerde azınlığı
ve fertlerini hedef alan, ırk, din ve kültür
ayırımcılığı hadiseleri endişe
kaynağıdır. Batı Trakya Türk
Azınlığı Danışma Kurulu, bazı gazetelerdeki
azınlığa haksız ve hukuk dışı muamele
edenleri kollayan neşriyatı da ibretle izlemektedir. Batı Trakya
Türk Azınlığı Danışma Kurulu, bu zihniyetin
halk ile devlet arasında olması gereken
karşılıklı güven ve saygı ortamına hizmet
etmediğini vurgulama ihtiyacı duymuştur. Danışma
Kurulu, sorumluluk sahibi tüm yöneticileri, bu gibi hassas konularda
sağ-duyulu davranmaya, daha üst siyasi makamları da,
taşrada olup biten önemsiz ayrıntı gibi gösterilen ama
aslında çok önemli olan hadiseleri doğru ve eksiksiz
olarak dikkatle izlemeye davet eder.
Sahibi-Sorumlusu:
(ιδιοκτήτης-εκδότης-υπεύθυνος)
ABDÜLHALİM DEDE
Cep tel: 00306978111133
Yazı Kadrosu(Συντάκτες):
Evren
Dede (Y. İşleri Müdürü)
Esra
Dede, Haluk Turan, Damon Damianos,
N.
Yannopulos
Muhabirler(Ανταποκριτές):
Brüksel:
Zeynel Lüle
Atina:
Stelyo Berberakis
Türkiye-İstanbul:
Hakan Yılmaz
İsrail-Kudüs: Abdülkerim Balcı
Adres:
Othonos
5, KOMOTİNİ-69100 GR
Tel: 25310 20660
Fax: 25310 37759
Sayısı: 1 EU
R. Daireler-A.Şirketler: 200 EU
E-Mail:editor@trakyaninsesi.com
http://www.trakyaninsesi.com